Bilimkurgu edebiyatının en fantastik örnekleri

Please log in or register to like posts.
Haberler
Bizim edebiyatımızda kendine çok büyük bir alan açamamış olsa da insanoğlunun hayallerinin sınırlarının nerelere vardığını keşfetmemiz için bilimkurgu tarzı en önemli rehberlerden. İşte bilimkurgu edebiyatının en uç örnekleri ve gelişimi;

Dünyanın bilinen ilk erken bilimkurgu öyküsü

Dünyanın bilinen ilk erken bilimkurgu öyküsü
M.S. II. yüzyılda yaşayan  Samsatlı Lukianos’un “Gerçek bir öykü” adlı öyküsü dünyanın bilinen ilk erken bilimkurgu öyküsü olarak nitelendiriliyor. Öyküde Lucian ve arkadaşları, bir tekneyle Herkül Sutunları’nın (Cebelitarık) batısındaki denizlere (Atlas Okyanusu) açılmayı başarırlar.

İlk çağdaş bilimkurgu yapıtı

İlk çağdaş bilimkurgu yapıtı

Kepler’in 1608 yılında kaleme aldığı Somnium, önde gelen edebiyat tarijçileri tarafından “ilk çağdaş bilimkurgu yapıtı” olarak kabul edilmektedir.

Konusu aya yolculuk olan bu öykü, Kepler’in, ayın coğrafi özellikleri, uzayda yaşam ve diğer konulardaki görüşlerinin de bulunması kitapta yeralır.

Badwin’in “Ay’da İnsan” kitabı

Badwin'in “Ay’da İnsan” kitabı

 İngiliz papaz Badwin’in “Ay’da İnsan” adlı kitabında bir Ay gezisini konu almaktadır.

Kitabın kahramanı yaban kazlarının çektiği bir salla Ay’a ulaşmaktadır.

Cyrano de Bergerac “Ay’da Gezi”

Cyrano de Bergerac “Ay’da Gezi”

Cyrano de Bergerac’ın “Ay’da Gezi” (1650) yapıtı da bir başka Ay yolculuğunu konu edinmektedir.

Yapıtında kahramanını bugünkü roketleri andırır birçimde, fişeklere bağlı bir arabayla Ay’a ulaştırır. Cyrano aynı yapıtında paraşüt, gramofon gibi buluşları önceden haber verir.

Voltaire, “Mikromégas”

Voltaire, “Mikromégas”
Fransız Filozof Voltaire, “Mikromégas” (1752) adlı kısa bir öykü yazarak çağdaş bilimkurgunun gelişimine  katkıda bulunan isimlerden biri olmuştur.
Voltaire bu öyküsünde, dünya dışından gelen bir yaratığın insanlarla iletişimine odaklanmıştır

Jonathan Swift’in 1726 yılında tamamladığı “Gulliver’in Gezileri” eserindeki kimi öykülerin bilimkurgu olarak değerlendirilmesi mümkündür

Jonathan Swift’in 1726 yılında tamamladığı “Gulliver’in Gezileri” eserindeki kimi öykülerin bilimkurgu olarak değerlendirilmesi mümkündür
Gulliver’in Seyahatleri bireyler yerine zihniyetleri hedef alan bir hiciv yapıtından çocuk masalına, bilimkurgu türünün öncülü olmaktan modern romanın öncülü olmaya kadar farklı biçimlerde tanımlanıp algılanan bir yapıttır. Swift’in en başarılı romanı olarak kabul edilen ve hem insan doğası hakkında bir taşlama hem “seyahat romanları” parodisi olan yapıt, İngiliz edebiyatının klasiklerinden biridir. Kitabın bir klasik olmasındaki temel neden, farklı kişilere farklı yönlerden hitap edebilmesidir.

Thomas More’un “Ütopya”sı

Thomas More’un "Ütopya"sı
Rönesans aydını Thomas More (1478-1535) UTOPIA (Hayal Ülke) adlı eserinde; özgür toplum, adil yönetim, ideal kent ve evrensel barış nasıl olmalıdır? gibi soruların yanıtlarını arar.Utopia, sevgi yüklü bir dünya ve düş yüklü bir yaşamın özlemidir.

Bacon’un “Yeni Atlantis”i

Bacon’un "Yeni Atlantis"i

Bacon, 1608 yılından itibaren yeryüzünde bir bilimsel keşif merkezi gibi işleyecek ideal bir devlet tasarlamak ister. Yeni Atlantis adıyla kurguladığı ütopik çalışmasında bu isteğini gözler önüne serer. Yeni Atlantis’i yazarken esinlendiği eserler Platon’un Devlet, Timaeus ve Critias’ı ile Thomas More’un Ütopya’sıdır. Bacon eserini önce İngilizce kaleme almış, sonra da ölümsüzlüğe kavuşacağı inancıyla Latinceye çevirmiş ve İngilizce metinde olmayan birçok ekleme yapmıştır.

Dünyanın uçsuz bucaksız denizlerinde, kaybolmuş ada Bensalem’in keşfedilmesiyle başlayan olayların anlatıldığı Yeni Atlantis’in ilk sayfaları, bir yıl Peru’da konakladıktan sonra Çin ve Japonya’ya doğru yola çıkan Avrupalı denizcilerin açık denizlerde doğaya karşı verdikleri mücadeleye ayrılmıştır. Büyük felaketlerin ardından bir ütopyayı hayata geçiren insanların arasında yaşamaya başlarlar.

İngiliz Şair Percy Bysshe Shelley’nin eşi Mary Shelley’nin ilk kez 1818 yılında yayımlanan “Frankenstein ya da Çağdaş Prometheus” adlı ölümsüz eseri, çağdaş bilimkurgunun iyi ve önemli örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Bilimkurgunun atası Jules Verne

Bilimkurgunun atası Jules Verne

“Ay’a Yolculuk”

Ay’a Yolculuk, uzayın gizemine oldum olası ilgi duyan insanın, bu sonsuzluğa yönelişinin coşkusunu anlatan ilk roman özelliğini taşıyor.

İnsanoğlunun Ay’ın yüzeyine ayak basmasından 104 yıl önce yazılan bu roman, edebiyatta bilimkurgu türünün öncüsü Jules Verne’in (1828-1905) en ünlü eserleri arasında yer alıyor. 1865 yılında kaleme alınan romanda, Amerikan İç Savaşı sonrasında emekli askerlerin toplandığı “Silah Kulübü” üyelerinin, yeniden gündeme gelme ve silah çalışmalarını canlı tutma çabaları sonucu ortaya atılan, yaşama geçirilmesi güç, “düş” denilebilecek “Ay’a mermi gönderme” projesi ile başlayan olaylar anlatılıyor. Kulübün Başkanı Barbicane’nin dünya bilim çevrelerinde yankı bulan projesi, macera ruhlu Fransız bilim insanı Michael Ardan’ın çılgın önerisiyle Ay’a yapılacak bir yolculuğa dönüşüyor. Ay yolcuları arasına Başkan Barbicane ve köpeği ile Fransız Ardan’dan sonra aksi Kaptan Nicholl’ün de katılmasıyla uzay macerası başlıyor.

“Denizler Altında 20.000 Fersah”

“Denizler Altında 20.000 Fersah”
Jules Verne’in 1870 yılında yayımlanan bu romanında, Kaptan Nemo’nun Nautilus adlı denizaltısıyla yolculuğa çıkıyoruz. Gemilere çarpıp onları batıran dev bir deniz canavarı zannedilen Nautilus, toplumla olan tüm bağlarını koparmış, bilgili, kültürlü bir adam olan Kaptan Nemo tarafından yönetiliyor. Mürettebatı da yine kendisi gibi insanlardan, aralarında başka bir dilde anlaşan kişilerden meydana geliyor. Doğabilimcisi Pierre Aronnax, uşağı Conseil ve gözü kara Kanadalı zıpkıncı Ned Land da tesadüfen Kaptan Nemo’yla karşılaşıyor ve Kızıldeniz, Akdeniz, Kayıp Atlantis ile Güney Kutbu’nu birlikte geçiyorlar. Bu sırada denizlerin altında karşılaştıkları köpekbalıkları, camgözler, türlü çeşit su yosunları, yeraltı volkanları ve Jules Verne’in gerçekçi anlatımıyla zihnimizde canlandırabileceğimiz her türden deniz yaratığının yaşadığı dünyaya yolculuk ediyoruz. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, bilimkurgu olarak yazılmış, ama Jules Verne’in pek çok kitabı gibi gerçekleşmesi mümkün olmuş anlatılardan biridir

H.G. Wells “Zaman Yolcusu”

H.G. Wells "Zaman Yolcusu"
Zaman Yolcusu, makinesinden adımını dışarıya attığında kendini 802.700’lü yıllarda bulur. Dünyaya ve insanlığa dair bildiği her şey değişmiştir. Karşılaştığı, ütopik gelecekte yaşayan Eloi’ler hayatlarında mükemmel bir uyum yakalamış gibidir. Bu zarif yaratıkları inceleyip kendi dönemine dönmeyi düşünür Zaman Yolcusu. Ta ki Zaman Makinesi’nin çalındığını fark edene kadar…

Görünmez Adam

Görünmez Adam
H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Tuhaf görünüşlü yabancı, bir tipi sırasında Iping Köyü’ne gelir. Garip hareketleri, giyinişi, suratının tamamının bandajlar içinde olması ve gözlüklerini bir an olsun gözünden çıkarmaması köy sakinleri tarafından kimi zaman şüpheyle, kimi zaman düşmanca karşılanır. Kısa süre içerisinde hakkındaki dedikodular giderek yoldan çıkan bir dizi olaya neden olacaktır.

Hugo Gernsback “Mükemmel Dünya”

Hugo Gernsback "Mükemmel Dünya"

Mükemmellik kavramı herkes için farklı ir anlam taşıyabilir…

Ama aklı başında hiç kimsenin inkar edemeyeceği bazı ortak gerçeklikler de yok değildir.

Örneğin, insanların tarih boyunca tekrarlanmaktan kurtulmadığı sabit hataları vardır.

Isaac Asimov “Ben Robot”

Isaac Asimov "Ben Robot"

Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

-Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
-Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
-Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.

Robert A. Heinlein  “Ay Zalim Bir Sevgilidir”

Robert A. Heinlein  "Ay Zalim Bir Sevgilidir"
Robert A. Heinlein şüphesiz ki tarihin en etkili bilimkurgu yazarlarından; Isaac Asimov’un deyişiyle bilimkurguya yön veren üç büyük yazardan biriydi. Samuel R. Delany ise yazarın tür üzerindeki etkisini, “Heinlein’ın etkisinden kurtulmaya çalışanlar her seferinde gökyüzü ya da okyanus gibi engin bir şeyle uğraştıklarını fark ediyorlar,” diyerek anlatmıştı. En iyi roman dalında Hugo Ödülü’nü dört kez kazanan üstat halen bu rekoru elinde tutuyor. Hugo ve Prometheus ödüllü Ay Zalim Bir Sevgilidir ise pek çoklarınca yazarın en iyi eseri olarak kabul ediliyor. Ay’ı Dünya’dan kontrol eden Otorite’ye karşı, yalnızca mahkûm ve sürgünlerin gönderildiği ceza kolonisine dönüşmüş Ay’daki isyanın ve devrimin öyküsü bu

Ray Bradbury “Fahrenheit 451”

Ray Bradbury "Fahrenheit 451"
Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı… Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek… Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra… İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri.

Ursula K. Le Guin “Sürgün Gezegeni”

Ursula K. Le Guin &quot;S&uuml;rg&uuml;n Gezegeni&quot;<br /> &nbsp;
Ursula K. Le Guin, bilimkurgu ve fantazi edebiyatına damga vurmuş en büyük yazarlardan; türün kraliçesi. Kitapları ve fikirleriyle hem okurlara hem de yazarlara ilham veren Le Guin, erken dönem eserlerinden Sürgün Gezegeni’nde bizi ötekilik, önyargı, varoluş ve yuva özlemi gibi olgular üzerine derin bir yolculuğa çıkarıyor.

Frank Herbert  “Dune”

Frank Herbert &nbsp;&quot;Dune&quot;

İmparatorluk Takvimine göre yıl 10.191.

Halkının Dune dediği Arrakis gezegeni yıllardır gaddarlığı ve acımasızlığıyla tanınan Harkonnenlerin elinden kurtulup Atreides Hanedanının yönetimi altına girdi. Baron Vladimir Harkonnen bu yenilgiyi kabul edecek mi? Konsey’e bağlı Büyük Hanedanların çok sevdiği ve doğal olarak diğer güçlülerin kıskançlığını kazanan, adil namıyla tanınan Kızıl Dük Leto Atreides, yönetimini üstlendiği bu yeni gezegende de başarılı olabilecek mi? O gezegen ki evrendeki en değerli maddenin, melanj denilen baharatın elde edilebildiği yegane kaynak. Kızgın güneşinin kavurduğu çöllerinde yaşayan, gezegenlerini sulak bir yer yapabilme hayaliyle yaşayan bir halk; insanlık tarihinin görebileceği en iyi savaşcılar, çölün özgür halkı Fremenler… kendilerini Cennete götürecek olan liderlerini, mesihlerini bekliyorlar.

Binlerce yıldır süren Atreides laneti bir kez daha yaşanacak… Güce sahip olma duygusunun etrafında girdaplanarak gelişen entrikalar, savaşlar ve ihanetlerin arasında Dune tarihinin sayfaları açılıyor…

Beğenmeyenler ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir